ŞUUR - WWW.BEYŞEHİRLİYİZ.COM - Blogcu


10.2.2007 - ŞUUR
Bulundugu yer: ekitaplar

Ücretsiz olarak bütün şiirleri indirmek için
buraya tıklayınız. (Kitap 415 sayfadır.)
(
Kitabı okuyabilmeniz için bilgisayarınızda
Acrobat Reader yüklü olmalıdır.)

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum Yaz! :: Arkadaşına gönder!

2008-12-14 22:57:01 - şiir
Yazar: eda
çok dogru çok beyendim şeytan şiirini allah hepimizi ıslah etsin senden razı olsun

Baglantı

2008-08-28 23:51:51 - cumanız mubarek olsun
Yazar: canciğer
DUA
Ey rabbım! Ey daima diri olan ve kâinatı ayakta tutan! Ey semâları ve arzı bütün güzellikleriyle yaratan! Ey celâl ve ikram sahibi Allah! Bizi, sana lâyık bir ibadete muvaffak eyle! Bizi istikametten ayırma! Sâdât-ı kiram hazarâtının zahirî ve bâtınî amelleriyle bizi faydalandır. Dünya ve ahirette onların şefaatlerinden bizi mahrum eyleme. Bizi onlarla ve sâdık ihvanımızla haşreyle. Onların tarikat ve muhabbetinde bizi sabit kıl. Onların siretlerinden bizi ayırma.
Allah'ım, senden, kalbimi daima hidayette kılacak, perişanlığımı toplayacak, dînî hayatımı ıslah edecek, kaybettiğimi tekrar kazandıracak, şu anımı değerlendirecek, amelimi tertemiz kılacak, yüzümü ağartacak, beni rüşde erdirecek, her türlü kötülükten kurtaracak rahmetini istiyorum.
Allah'ım, bana sâdık îman nasib et. Beni bir yakîne erdir ki küfürden korunmuş kıl. Bir rahmet verip dünya ve ahirette aziz et.
Allah'ım, kaza anında kurtuluş ver. Şehidler menziline erdir. Saidlerin hayatını bildir. Düşmanlarımıza karşı bize yardım et. Peygamberlerini imdada gönder.
Allah'ım, hacetimi sana söylerim. Görüşüm ne kadar kusurludur. Rahmetine olan ihtiyacım sonsuzdur. Ey bütün işleri çekip çeviren! Ey sâdıklara şifa veren! Ey azgın denizlerin dalgalarında boğulmak üzere olan zayıf kullarını selamete çıkaran rabbım! Beni cehennem azabından koru. Kıyamette ah u efgan ettirme! Kabir azabından muhafaza eyle.
Allah'ım, hatalarımı görüşlerimin kusuruna, takatimin azlığına, niyetimin çürüklüğüne, kuruntumun bana ağır basmasına bağışla. Aczimi itiraf ederek senin rahmetine sığınıyorum.
Allah'ım, bizi hidayete erdir. İnsanların hidayete ermesine bizi vesile kıl. Bizi saptırma. İnsanların sapmalarına bizi vesile kılma. Düşmanlarına karşı harbederken bizi muzaffer eyle. Dostlarınla dost eyle. Sevdiklerini sevdir, düşmanlarına düşmanlık ettir. Sana karşı gelenle cihad edelim.
Allah'ım, kusurlarımızla beraber bu kadar dua edebildik. Sen kabul eyle. Kuvvet ve kudretimiz ancak seninledir. Kopmayan ipin sahibi sensin. Ceza gününün dehşetinden sana sığmıyorum. Senin cennetini ümid ediyorum. Sözlerine sâdık olan mukarrebunla bana rahmet etmeni diliyorum. Kullarına merhamet eden, onları seven ancak sensin. Sen dilediğini yaparsın.
Allah'ım, kalbimi nurlandır. Kulağımı nurlandır. Gözümü nurlandır. Saçımı nurlandır. Yüzümü nurlandır. Etimi, kanımı, kemiklerimi, önümü, arkamı, sağımı, solumu, altımı, üstümü nurlandır. Nurumu artır. Beni nur eyle.
Allah'ım, müslümanlara yardım et. Hak sözün söylenip dinin kuvvetlenmesi için bize kuvvet ver. Senin huzurunda başını secdeye koyan mü'min kullarına devlet ihsan edip askerlerini muzaffer et. İki cihanda aziz et! Amin.


http://571632.blogcu.com/

Baglantı

2008-08-03 11:10:12 - merhaba
Yazar: hayyalelfelah
SON EZAN
Ne zaman ki o Server, Mekkeden etti hicret.

Yayıldı ondan sonra gün be gün islâmiyyet.



Mescid-i Nebî'nin de, tamâmlandı inşâsı.

Resûlullah, burada kılar oldu namâzı.



Ve islâm târihinde, “İlk ezân”ı okuyan,

“Bilâl-i Habeşî”dir sahâbe-i kirâmdan.



Çok gür ve pek tesirli var idi ki bir sesi,

Ezâna başlayınca, ağlatırdı herkesi.



Artık Resûlullah'ın müezziniydi “Bilâl”.

Sesini işitenler, alırdı başka bir hâl.



Resûlullah, onu hiç ayırmazdı yanından.

Özel hizmetini de yapardı çoğu zaman.



O zamanki cenklerin, bulundu her birinde.

Resûl’ün yanındaydı yine Mekke fethinde.



O gün dahî Kâbede okudu ki bir ezân,

Sevinç gözyaşlarıyle ağladı her müslümân.



Lâkin Resûl göçünce, âhiret âlemine,

Tâkat getiremedi bu ayrılık derdine.



O günden îtibâren, okumadı hiç ezân.

Zîrâ onun kalbini, yakıyordu bu hicrân.



Dar geldi dünyâ ona bu hasret ateşiyle.

Gece ve gündüzleri ağlardı gözyaşiyle.



Medîne'de yaşamak, zor geldi ona gâyet.

Sıddîk’tan izin alıp, Şam'a gitti nihâyet.



O, bu üzüntü ile geçirirken günleri,

Gördü bir gün rüyâda, “hazret-i Peygamber”i.



Resûl onu görünce, buyurdular ki derhâl:

(Beni ziyâret için gelmez misin ey Bilâl?)



Uyanıp, Medîne'ye yola çıktı o günü.

Ravda-i mübâreke sürdü yüz ve gözünü.



Hasret ve muhabbetle eyliyerek ziyâret,

Sevinç gözyaşlarıyla ağladı uzun müddet.



Resûl’ün torunları “Hasan” ve “Hüseyin” de,

Gördüler kendisini o gün Ravda önünde.



Boynuna sarılarak, ağladılar bir zaman.

Dediler: (Okur musun Medîne'de bir ezân!)



O gün ısrâr edince “Bilâl”e onlar bunu,

Kıramadı Resûl’ün bu iki torununu.



Bir sabah ezânını okuduğu zamanda,

Yayıldı dalga dalga, sedâsı semâlarda.



Kadın erkek, yaşlı genç, bu sesin tesiriyle,

Sokağa fırladılar Resûl’ün sevgisiyle.



Sanki Resûl-i ekrem dünyâya dönmüş gibi,

Sevinip ağlaştılar, o sabah her sahâbî.



Lâkin Resûlullah'ın ismini söyleyince,

Teessürden, kaybetti kendisini hemence.



Zor bitirdi ezânı, pek çok ağladığından.

Bu, onun okuduğu olmuştu en “Son ezân”.


Baglantı

2008-06-25 04:11:48 - adın bir emanet dilimde
Yazar: canciğer
Her andığımda bana eksikliğimi hatırlatan; dile kolay kalbe ağır adını anıyorum… Adın ki, durmadan çoğalır içimde… Adın ki bir emanet dilimde… Her tercih bir vazgeçişse eğer; benim tercihim Sen oluyorsun…
Dilim en çok adını anınca, kalbim yalnız Seni hatırlayınca hayat buluyor. Adın, anlam katıyor adıma… Adın ki, büyük… Adın ki yüce… Adın ki en güzel...
Ölüme doğru yürüyen bütün insanlar gibi ben de küçüğüm. Avuç içindeyim, açılsa düşeceğim… Bu sabah gözlerime yerleşen tefekkürle Seni söylüyorum. Yüzlerce, binlerce kez söylüyorum, yetmiyor… Art arda ve hepsi farklı anlamlardaki isimlerini söylüyorum…

İki tesbih boncuğu arasında bir kalp kaç kez çarpar, sayamıyorum. "İkrar"ın sukutu oluyor suskunluğum… Az ve öz olan bir anlayışla ve kıbleye doğru bir bakışla Seni anıyorum. Andıkça çoğalıyor anlamların. Adın ki sonsuzluk... Adın ki ahd ve vefa...



Evimdir dediğin kalbimin en naif köşesine bırakıveriyorum ismini… Bir su damlasını doldurmayacak büyüklükteki küçüklüğümü hissediyorum. Devasa bir huzur yanağımdan süzülüyor.Ellerim Sana doğru uzanıyor:"Sevgine talibim" diyorum; affına ve rızana...



Cevabını duymuyorum ama duyduğunu biliyorum. Eğer ki adın "en gizli sesleri işiten" olmasa, nasıl bilirim bana "buyur" dediğini."O adı günde yetmiş kez anın" diye buyuruluyor. Ve biliyorum ki kalp kapağı dakikada yetmiş kez açılıp kapanıyor. Sen,kimsenin göğsüne iki kalp koymamışken ve kalpleri ancak Sen değiştirebilirken kalbimin dik durmasını istiyorum…



Bir muska gibi takıyorum ruhuma adını…Adın ki "gizliyi bilen, sırları gizleyen..." "Neden O var?" dediğimde her şey canlanıveriyor? Hayat adın geçince niçin allı morlu renklere bürünüyor? Nasıl oluyor da Sen gelince aklıma, omzumdaki ağırlık azalıp ruhumda bir şölen başlıyor?"O, onsuz olmayandır."diyen filozofa kulak verince, gözlerim neden böyle doluyor?



Sen ki "hiçbir şey kendisine denk olmayansın". Sen ki "yüceliğinde yakın, yakınlığında güzel" olansın. Ben yer ile gök arasında, ümit ile korkunun ortasında, düştüğüm kayaya tekrar tırmanmak istiyorum.



Sorduğun suale "bela" dediğim günden bu yana, ismine sığan meale kulak veriyorum. Hayattan uzaklaşıp, gerçeğe yaklaşırken, va'dedilen günü bekliyor, ömrün gelip geçiciliğine tebessümler gönderiyorum. Ben; kulaklarım, gözlerim ve zihnimin işgal altına alındığı bir devirde seviyorum Seni.



İstemelerim olmasa Senin için bir ehemmiyetim olmayacağını bilerek geldim kapına. Ve bunun için bağlıyım adına. Nasıl ki en çok alnım yere değdiğinde hissediyorsam Seni, öyle bir anda kapatmak istiyorum gözlerimi. Seni razı edecek bir gün istiyorum Senden. Ey "saltanatında kadim" olan adın düşüyor aklıma. Adın ki kuluna uzak olmayan... Adın, esirgeyen ve bağışlayan...



Arının balını yazan kudret ile semaları tanzim eden kudret aynı eldir. Kapkara bir gecede kapkara bir taşın üstündeki kara bir karıncayı gören de O'dur. Varlığın bir sebebi vardır. Sebebin de bir sebebi vardır. Ve her şeyin sebebi de büyük adındır…



Sen olmasan, sınırsız sema gözbebeğime nasıl sığardı? Varlığımın sebebi, kalbimin sahibi, musibetimin ümidisin. Rahledeki Kitap, neydeki nefes, içimdeki ses adını fısıldıyor. "İsmine sığan her şey kendisinden azdır."…Adın "Baki", adın "Kâfi"...Adın en güzel isimler sahibi...



"Kimi sevsem, Sensin." Bilirim ki kainata dağılmış bütün sevmekler isimlerine karşı verilmiş bir muhabbettir. Vaha sandıklarım çöl oluyor, kıyılarıma vurup giden insanlar anlamıyor beni. Kuyularda kalıyorum, yardım eden olmuyor. Bir adın kalıyor her şeyden geriye. Ben kuyuya düşsem Sen kovanı sarkıtırsın bilirim. Menzili vefa olan bir bağı var dostluğunun. Yazın buharlaşmayan,kışın donmayan,sonbaharda yapraklarını dökmeyen bir dostluk...



Dostluğundan cesaretle istiyorum Senden: Ne olur Sana en güzel göründüğüm an, al beni yanına. Aşk susturduğu oranda büyür,büyüdüğü oranda sustururmuş. Susuyor, Seni dinliyorum.



Adın için yaşıyorum. Adın ki bir emanet dilimde. Adın ki, eksilmeyen tek kelime...


http://hayyalelfelah.blogcu.com/

Baglantı

2008-06-15 16:10:36 - selamun aleyküm
Yazar: canciğer
aşığın gönlü bir güzele takılınca rahat edermi başkasına kavuşunca yüz demet reyhan verseler bir bülbüle koklamaz onu gider yine bir güle,selam ve duaile allaha emanet olun


http://hayyalelfelah.blogcu.com/

Baglantı

2008-06-13 00:46:12 - sevgililer günü
Yazar: cancigerr
hadi bugün ona sevgini göster sevgililer günüya bugün onun için bir şey yap ona kendini beğendir bu gün seviyorum diyorsunya hadi göster sevgini o neyi seviyor neyi sevmiyor öğren ve sev onun sevdiklerini sevmediklerinden uzaklaşki oda sevsin seni,bilirsin seven hep sevdiğini anlatır,bülbülün yüz hikayasi varmış hepside gül üstüne,bugün ulaşa bildiğin herkese onu anlat ,onu ve onun en sevdiğini,(S.A.V).

Telefonla, yüz yüze, kavlen ve fiilen O'nu anlat!
O, sana senden de yakın olanı..
O, seni senden de iyi bileni..
O, sen O'nu bıraksan da seni asla bırakmayanı..
O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini.
Sevgililer günü ya bugün..

Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya..
Bugün sen de hep O'nu düşün!
O'nun hoşuna gidecek bir şey yap! Memnun et O'nu..

Meselâ;
Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün!

Kılamıyorsan, bugün namaza başla!

Meselâ;
"Kur'an-ı mutlaka öğreneceğim" de!
Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine!
Bir ayet ezberle ve uygula onu!..
Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!..

Meselâ; bugün Sevgilini en az bir kişiyle tanıştır!
Hiç tanımadığın birine selam ver!
Bir yetimin başını okşa! Bir çocuğu sevindir bugün!

Meselâ;
İşyerine giderken O'nu hatırlatacak bir hediye götür bugün,
Ya da çal komşunun kapısını,yüreğini bölüş,
O'nu anlat bu vesileyle..

Bugün O'nun için bir şey yap!
Ama yalnız O'nun için.. Nefsini hiç karıştırma!
Cennet hesapları yapma bugün, karşılık bekleme!
Pazarlıksız, riyasız olsun her yaptığın.


Bugün şöyle bir düşün!
Sevdiklerine ve hatta sevmediklerine,
Ne kadar çok vakit ayırıyorsun?..
Fanî dediğin şu dünya için ne kadar çok çalışıyorsun?..
Yarım saat sürecek bir ziyaret için,
On dakika sürecek bir yemek için, mutfakta ne kadar kalıyorsun?..
Nazlıca ağlayan yavrunun sesiyle nasıl fırlarsın yatağından, o soğuk gecede?..
İşverenin ay sonunda vereceği üç kuruş için nasıl kahredersin kendini?..
Sınıfını geçebilmek için, iyi not alabilmek için, nasıl geceni gündüzüne katarsın?..
Eşini, çocuklarını, anneni, babanı, nişanlını memnun etmek için nasıl da çırpınırsın.
Tüm bunlar ve senin de ekleyebileceğin dahaları için yaptıklarının,
SÖYLE, yüzde kaçını Allah için, Habibullah için yaptın bugüne kadar?..

Evet bugün sevgililer günü..
Sen de buluş Sevdiğinle bugün!
At kendini seccadeye, bir tövbe et, dönmemecesine..
O'nun sevmediği her şeye "elveda" de!
Gözyaşların armağan olsun O'na..
Gözyaşların ve zaten O'nun olan yüreğin..
Bugün ve her gün!

Baglantı

2008-06-08 13:05:29 - s.a
Yazar: canciğer
yaşlı harputlu zülküf gakgo eşinin tabutunun arkasında yürüyordu, yürümüyorduda kendini sürüklüyor gibiydi emine neneyle yaşadıkları yılların tüm zorluklarını yüklenmiş kadar yorgundu bir yandanda dudakları kımıldıyor sadece kendisinin duya bileceği kadar alçak bir sesle,emoşum seni çok sevdim,yaşlı kadının tabutunun musallaya kaldırdılar cemaat iki yana ve arkasına dizildi gözlerini tabuttan alamıyor ,kıpır kıpır dudakları,garı ben seni çok sevdim,imam cemaatten haklarını helal etmelerını isteyınce,öyle bir içtenlikle helal ettiki,duyanlar yaşlı zülküf amcanın yüreği koptu sandılar,oysa karısı sevdiğini bile bilmiyordu,kendisine emine teyzeyi hiç sevdiğini söyledinmi?diye sorulduğunda, niye biz laytmıyız diyen,sevgiyi itiraf etmeyi zaaf sayan bir harputluydu. biraz fevriydi,gençliğinde kahveye gideceği zaman emine teyze öfkelenir avaz avaz bağırırdı genemı kahveye diye kızardı,anası ve eşinin tartışmasında, anam haklıdır,kesin sesinizi ajans dinliyorum dıye standart bir harputluydu şimdi tabutun içinde musallada yatan karısı çoğunlukla susar arkasından söylenir ve asla küsmezdi,dur ben ölemde ondan sonra görürsün gününü derdi,imam ölümden söz ediyordu inna lillah ve inna ileyhi raciun,ondan geldik ona gideceğiz,zülküf amca gözünde iki sıra yaşla bakındı,herkes imamın anlattıklarına dalgındı belkide kendi geleceklerını düşünüyorlardı,ağır ağır uzanıp tabuta tutundu emoş ben seni çok sevdim,diye mırıldandı tekrar,dile kolay tam elli yıl beraber yaşamışlardı,iyi günleride olmuşdu kötü günleride,yokluğuda görmüşlerdi varlığıda,emoşu birgün bile yakınmamışdı,7 tane güzel evlat vermışdi her ne kadar çocuklara öfkelendiğindehoş birşey olmadığında,sana çekmişler demesine rağmen,göz yaşlarıyla perdelenmiş yaşlı gözlerle tabuta baktı,gız seni çok sevdim, namaz ve dua bitince birkaç deli kanlı ile birlikde tabutu omuzladı zaten zor yürüyordu,ama karısını taşımak istiyordu,mezarlığa geldiler,zülküf amca içinden haykıran cümleler kuruyordu dudakları fısıldamakdan yorulunca yada birileri tarafından duyulma ihtimali belirince kendini kimsenın duymasını istemiyordu kılıbık derler diye korkuyordu hayla, nede olsa harkes onu sert erkek olarak biliyordu bu yaştan sonra zafını belli edip dillere destan olamazdı yıllar boyu sevgisini nasıl içinde tuttuysa yine içinde tutacak karısından sonra bile kazak erkek havalarında yaşayacakdı yüreği yarılacaksa yarılsın oda toprak attı karısının üstüne, her küreğe aşkını dökdü,dua gibi karısının ruhuna gönderdi,emoşum seni çok sevdim,cemaat dağılmaya başladığında ,o diz çökdü karısının mezarından aldığı bir avuç toprağı kimse görmeden burnuna götürdü,gözlerini kapadı,yine o sihirli cümleyi söyledi,kadınım seni çok sevdim,buyuk oğlu ve ortanca kızı geldiler tamam baba dediler koltuklatıp ayağa kaldırmaya çalışırken biliyoruz onu çok sevdin ama eve dönme vakti zülküf amca ellerini yüzüne kapayıp hıçkırıklarını tutmaya çalışırken, oğul onu çok sevdim ama bunu ona hiçbir zaman itiraf edemedim dedi...




Baglantı

2007-12-07 14:02:37 - s.a
Yazar: ResuleVuslat
İnsan vasfında yürüten rabbimiz İslam ve ihsan evsafında tevazu vekar ilim irfan hikmetle de yolunda adım atmaya muvaffak kılması temennisiyle.Hayırlı Cumalar.

Baglantı





  • Arşiv

  • Profilim

  • Rss


  • patrocinado por: <a href="http://www.wikizapping.com">videos</a> <a href="http://www.wikifotos.es">fotos</a> <a href="http://www.planetanuncios.com/es/ categorias/lst/35/motor">coches</a>



  • <%Category%>




  • Şeytandan Mektup;

  • ŞUUR

  • GÜLÜMSE

  • NE KADARDA SABIRLISIN YA RABBİ

  • SİZ HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI?






  • şiir
    sevgililer günü
    cumanız mubarek olsun
    insan sevince
    merhaba
    ALLAH AŞKIYLA DOLU HAYIRLI MUTLU HUZURLU GÜNLER DİLERİM
    adın bir emanet dilimde
    selamun aleyküm
    sevgililer günü
    s.a



  • Site Sorusu
    Sizce bizim sitemiz tanınır olurmu




    Şu Andaki Durum

    BEYŞEHİR


    TV'de Bugün
    to





    geri | ileri
    Yeni Sayfa 4 <


    CHAT SAYFAYA SEVİYELİ SOHBET İÇİN KONMUŞTUR.GEYİK MUHABBETİ İÇİN DEĞİL.......

    BEYŞEHİR ANLATILMAZ; YAŞANIR...