| |
5.31.2007
-
NE KADARDA SABIRLISIN YA RABBİ
| NE KADARDA SABIRLISIN YA RABBİ
Mal Senin..Mülk Senin..Buyuran Sensin, Hükmünü, apaçık duyuran Sensin, Yaratan.. Yaşatan.. Doyuran Sensin,
Yine de kulların, şeytana tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Kur'ân'a cür'et var, göz göre göre, Ayaklar altında, örf, âdet, töre, ''İslam'' türetmişiz, herkese göre;
Olmuşuz... Para, pul, putlara tâbî; Ne kadar da sabırlısın Yâ Rabbî...
Cezâ ve mükâfat, Kur'ân'da çok net, Kimsede ne korku.. Ne de bir gayret. Sanki.. Bize değil, Cehennem Cennet;
Olmuşuz.. Fal, büyü, cinlere tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Dünyayı boğarken, zulmün tekeli, Terâziyi tutan, eller lekeli. Çatıları basmış, cehâlet seli;
Olmuşuz.. Bir kara vicdâna tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
O ''Kâlû Belâ'' yı unuttuk çoktan, İşret soframızda, kuş sütü noksan. Kimin umûrunda; ''Mâide doksan'';
Olmuşuz.. ''Hayyamcı'' fırkaya tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Fakirdik.. Ve lâkin, haddi bilirdik, Secdede hamd ile, vecde gelirdik. Üç kuruş gördükçe, sanki delirdik;
Kıldık.. Her güzeli, çirkine tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Delik deşik olmuş, âhlak yasası, Sülüklerle dolmuş, devrân kasası. Mahşermiş... Mîzanmış... Kimin tasası;
Artık.. Rüşvet bile, rüşvete tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Yüz yüze ikrâmda, sahte bir yarış, Dostun arkasından, diller bir karış. Lâfta kalmış... Sevgi, saygı ve barış;
Olmuşuz.. Selâmsız bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Bir yanda milyonlar, aç, sefil bekler, Bir deri bir kemik, üryân bebekler, Bir yanda el bebek, kaniş köpekler;
Olmuşuz.. Bencil bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Denizler kokuşmuş, dağlar yanmada, Bacalar, göklere zehir sunmada, Dünya can çekişir; son savunmada;
Nîmete nâmertçe, açmışız harbi, Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Herşeyi uydurduk, hâşâ Kitaba, Haram ve helâli, koyduk bir kaba; Çorbamıza bile, karıştı ribâ,
Sana ve Resûl'e, açmışız harbi, Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Alışmış dilimiz, fitne tadına, İslâm zulmedermiş, güyâ kadına. Yalan söylüyoruz, Kur'ân adına;
Yüce Kelâmına, açmışız harbi Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî....
Nasıl da bastırmış.. Küfrân sisleri, Kaybolmuş.. Nebî'nin, nûrlu izleri. Bunca belâ.. Uyarmıyor bizleri;
Olmuşuz.. Kör, sağır bir nesle tâbî; Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...
Anlatmaya, dilde lisan yetmiyor, Utancından, durdu kalem gitmiyor, Ne yapsak da, bizde kusur bitmiyor;
Olmuşuz.. Bir kere isyâna tâbî; Kurtar bizi.. Kurtar bizi.. Yâ Rabbî...
CENGİZ NUMANOĞLU
|
Yorumlar (
3
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
5.14.2007
-
DESTAN
DESTAN
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
***
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir lâf var, buyurun size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!
Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey,
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,

Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah! küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılâp!
NECİP FAZIL KISAKÜREK
|
Yorumlar (
yok
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
5.14.2007
-
GENÇLİĞE HİTABE
|

GENÇLİĞE HİTABE Devlet ve milletinin 7 asırlık hayatında dört devre... Birincisi iki buçuk asır... Aşk, vecd, fetih ve hakimiyet... İkincisi üç asır... Kaba softa ve ham yobaz elinde sefalet ve hezimet... Üçüncüsü bir asır... Allahın, Kur'ân'ında 'belhüm adal-hayvandan aşağı' dediği cüce taklitçilere ve batı dünyasına esaret... Ya dördüncüsü? .... Son yarım asır! .. İşgâl ordularının bile yapamayacağı bir cinayetle, madde plânında kurtarıldıktan sonra ruh plânında ebedî helâke mahkûmiyet... İşte tarihinde böyle dört devre bulunduğunu gören... Bunları, yükseltici aşk, süründürücü satıhçılık, çürütücü taklitçilik ve öldürücü küfür diye yaftalayan ve şimdi, evet şimdi... Beşinci devrenin kapısı önünde nur infilâkı yeni bir şafak fışkırışını gözleyen bir gençlik...
Gökleri çökertecek ve son moda kurbağa diliyle bütün 'dikey'leri 'yatay' hale getirecek bir çığlık kopararak 'mukaddes emaneti ne yaptınız? ' diye meydan yerine çıkacağı günü kollayan bir gençlik...
Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin dâvacısı bir gençlik...
Halka değil, Hakka inanan; meclisinin duvarında 'Hakimiyet Hakkındır' düsturuna hasret çeken, gerçek adâleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti Hakka kölelikte bilen bir gençlik...
Emekçiye 'Benim sana acıdığım ve seni koruduğum kadar sen kendine acıyamaz, kendini koruyamazsın! Ama sen de, zulüm gördüğün iddiasıyla, kendi kendine hakkı ezmekte ve en zalim patronlardan daha zalim istismarcılara yakanı kaptırmakta başı boş bırakılamazsın! ' diyecek... Kapitaliste ise 'Allah buyruğunu ve Resûl emrini kalbinin ve kasanın kapısına kazımadıkça serbest nefes bile alamazsın! ' ihtarını edecek... Kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin, aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrâkine sahip bir gençlik...
Bir buçuk asırdır türlü buhranlar içinde yanıp kavrulan ve bunca keşfine rağmen başını yarasalar gibi taştan taşa çalarak kurtuluşunu arayan batı adamının bulamadığı, Türk'ün de yine bir buçuk asırdır işte bu hasta batı adamında bulduğunu sandığı şeyi, o mübarek oluş sırrını, her sistem ve mezheb, ortada ne kadar illet varsa devasının ve ne kadar cennet hayâli varsa hakikatinin İslâmda olduğunu gösterecek ve bu tavırla yurduna, İslâm âlemine ve bütün insanlığa model teşkil edecek bir gençlik...
'Kim var? ' diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert 'ben varım! ' cevabını verici, her ferdi 'benim olmadığım yerde kimse yoktur! ' fikrini besleyici bir dâva ahlâkına kaynak bir gençlik...
Can taşıma liyakatini, canların canı uğrunda can vermeyi cana minnet sayacak kadar gözü kara ve o nispetle usûle, stratejiye uygun bir gençlik...
Büyük bir tasavvuf adamının benzetişiyle, zifirî karanlıkta, ak sütün içindeki ak kılı farkedecek kadar gözü keskin; ve gerçek kahramanlık mâdeniyle sahtesini ayırdetmekte kuyumcu ustası bir gençlik...
Bugün komik üniversitesi, hokkabaz profesörü, yalancı ders kitabı, demagog politikacısı, çıkartma kâğıdı şehri, muzahrafat kanalı sokağı, takma diş fabrikası, fuhuş albümü gazetesi, mümin zindanı mâbedi, temeli yıkık ailesi, hâsılı kendisini yetiştirecek bütün cemiyet müesseselerinden aldığı zehirli tesiri üzerinden atabilecek, kendi öz talim ve terbiyesine memur vasıtalara kadar nefsini koruyabilecek, destanlık bir meydan savaşı içinde ve bu savaşı mutlaka kazanmakla vazifeli bir gençlik...
Annesi, babası, ninesi ve dedesi de içinde olsa, gelmiş ve geçmiş bütün eski mümin nesillerden hiçbirini beğenmeyecek, onlara 'siz güneşi ceplerinizde kaybetmiş marka müslümanlarısınız! Gerçek müslüman olsaydınız bu hallerden hiçbiri başımıza gelmezdi! ' diyecek ve gerçek müslümanlığın 'nasıl'ını ve 'ne idüğü'nü her haliyle gösterecek bir gençlik...
Tek cümleyle, Allahın, kâinatı yüzü suyu hürmetine yarattığı Sevgilisinin fezayı bütün yıldızlariyle manto gibi saran mukaddes eteğine tutunacak, ve O'ndan başka hiçbir tutamak, dayanak, sığınak tanımayacak ve O'nun düşmanlarını ancak kubur farelerine lâyık bir muameleye tâbi tutacak bir gençlik...
İşte bu gençliği, bu gençliğin ilk filizlerini karşımda görüyorum. Şekillenmesi, billurlaşması için 30 küsur yıldır, devrimbaz kodomanların viski çektiği kamış borularla kalemime ciğerimden kan çekerek yırtındığım, paralandığım ve zindanlarda süründüğüm bu gençlik karşısında, uykusuz, susuz, ekmeksiz, başımı secdeye mıhlayıp bir ömür Allaha hamd etme makamındayım. Genç adam! Bundan böyle senden beklediğim şudur: Tabutumu öz ellerinle musalla taşına koyarken, Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâva taşını da gediğine koymayı unutma ve bunu tek vasiyetim bil! Allahın selâmı üzerine olsun...
Surda bir gedik açtık; mukaddes mi mukaddes!
Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es! ... |
| |
|
NECİP FAZIL KISAKÜREK | |
|
Yorumlar (
yok
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
5.10.2007
-
AMERİKA KATİL
|

Defol git benim yurdumdan Amerika katil katil Yıllardır bizi bitirdin Amerika katil katil
Tuz diye yutturur buzu Gafil düştük kuzu kuzu Dünyanın en namussuzu Amerika katil katil
Devleti devlete çatar İt gibi pusuda yatar Kan döktürür, silah satar Amerika katil katil
Japonya'yı yiyen velet Dünyadaki tek nedamet İki yüzlü kahpe millet Amerika katil katil
İnsanı alçak sarısı Küstü dünyanın yarısı Vietnam'ın pis karısı Amerika katil katil
Bunca milletlere yazık Sömürülmüş bağrı ezik Seni seven kanı bozuk Amerika katil katil
Mahzuni der Türk milleti Çıksın gitsin elin iti Demedim mi bunlar kötü Amerika katil katil AŞIK MAHSUNİ ŞERİF
|
| |
|
Yorumlar (
yok
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
3.4.2007
-
SESSİZ GEMİ

SESSİZ GEMİ
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan,
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol, Sallanmaz o kalkışla ne mendil ne de bir kol,
Rıhtımda kalnlar bu seyahatten elemli, Günlece siyah ufka bakar gözleri nemli,
Biçare gönüller. Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu !
Dünyada sevilmiş ve seven nâfile bekler, Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler;
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti, dönen yok seferinden.
Yahya Kemal BEYATLI
|
Yorumlar (
yok
) :: Yorum Yaz! :: Baglantı
|
|
|
Arşiv
Profilim
Rss
|