makalelerim - WWW.BEYŞEHİRLİYİZ.COM - Blogcu


3.13.2007 - MEVSİMLERİN DİLİNDEN HAYAT VE ÖLÜM
Bulundugu yer: makalelerim

MEVSİMLERİN DİLİNDEN HAYAT VE ÖLÜM

img165/9833/280204476nh.jpg

İLKBAHAR(Doğum)

      Her bahar şenlenir bütün ortam. Ağaçlar çiçek açar, kuşlar ötüşür. Renk renk çiçekler açar, kelebekler üstlerinde uçar.Karıcalar çıkar yuvalarından her biri rızık peşinde.Her yerde bir bayram havası,her yerde bir hayat belirtisi var. Daha sonra bir tohum düşer toprağa. Toprak sıcak bir şefkatle bağrına basar her birini. Çünkü içlerinde gelecek baharın arşivi gizlidir.

YAZ 21 KB(Gençlik, Olgunluk)

Ağaçlar meyveye durur. Artık olgunlaşmıştır. Yılanlar çıkar yuvasından. Her yerde olgunluk belirtisi, her yerde  hareketlilik vardır. Güneş artık daha parlak, daha çok ışık yayar yeryüzüne.

img165/6771/995693333ml.jpg

SONBAHAR (Yaşlılık)

Sonbahar gelince sararır bütün yapraklar. Esen rüzğar bütün yaprakları döker. Her yere bir hüzün havası çöker. Sessiz sedasız düşen her yaprak hasta yatağında yatan, ölümle pençeleşen hasta insanı andırıyor.

img165/5336/504159577xq.jpg

KIŞ (ÖLÜM)

 

   Geriye kalır bir tohum, bir toprak ve de kurumuş ağaçlar. Tohum cansız bir cenaze, yeryüzü kabir ve beyaz kefenini giyer tüm ortam narin kar örtüsüyle. Bir kış boyunca bekler toprağın altında tohumlar, dirilişe geçecekleri zamanın özlemiyle. Hepsi cansız ve şuursuzdur. Bir emir bekliyorlar san ki, hepsi baharın gelmesini bekliyorlar sanki.

                                                

 

İLKBAHAR(DİRİLİŞ)

             

                    

Ve haşir müjdesi ulaşır yeryüzüne. Bulut o heyecanla yetişir imdada, iner rahmet birer birer damlaları yeryüzüne. O cansız tohumlar birden filizlenir, yeşerir. Kurumuş ağaçlar yeniden giyer elbiselerini, çiçekler yeniden açmaya başlar, büyük bir sevinçle. İbretle bakanlar için bu olayda bir rahmet vardır. Bakınız Allah’ın hikmetine ölüleri nasıl diriltiyor. En ufak tohumları bile dirilten Rabbimiz, eşrefi mahlûkat olan insanı diriltmesin mi? 

                     

                                                                                 

                                                                                                                                                         

          

Gece uyumamız bir ölüm, sabah uyanmamız bir diriliştir. Güneşin batması bir ölüm, doğması bir diriliş değil mi?          

 

         Hayat akan su misalidir.

Suyun içinde yolculuk yapan gemi yani insandır. Geminin rotasını belirleyen kaptan irademizdir. Geminin sağ salim ulaşması yada  fırtınaya uğrayarak batması  kaptanın  elindedir. İnsan kaderini kendisi belirler. Çoğu insan kaderim kötüymüş ben ne yapa bilirim diye bir ifade kullanır. Oysa ki hayatta başarılı olmakta, başarısız olmakta tamamen insanın kendi elindedir. 

 

        ALLAH'IN SELAMI VE MERHAMETİ ÜZERİNİZE OLSUN.... 

Allah 'a emanet olunuz.......

                                                                                                                               


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                     

 

                

 

 

 


Yorumlar ( yok ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


2.27.2007 - TELEVİZYONUN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLARI
Bulundugu yer: makalelerim

Sony KDL-32U2000 

 TELEVİZYONUN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLARI

         Yerinde, zamanında ve dozunda kullanırsan insanlığın hizmetine adanmış mükemmel bir araçtır. Bana göre televizyonun olumsuz yönleri daha ağır basmaktadır. En az sigara, içki, uyuşturucu kadar zararlıdır. Beyinlerimizi uyuşturmakta ve ruh sağlığımızı bozmaktadır. Televizyon toplumu eğitmekten çok, çökeltmeye yöneliktir. Kaynana-gelin programları, pop star, kadının sesi, paparazzi, aşk olsun gibi programlar toplumun temel taşı olan aileyi parçalamaya ve yok etmeye yöneliktir. Ailenin parçalanması toplumu parçalar, toplumun parçalanması da devletin dağılmasına yol açar. Bunlar bir birleriyle doğrudan bağlantılıdır. Rütük uyuyor mu? Bu tür programlara neden izin veriyor?

        Geçtiğimiz yıllarda televizyonda yayınlanan Hayat Bilgisi adlı dizide pasaklı, dağınık, laçka tiplemesiyle karşımıza çıkan oyuncular, Kurlar Vadisinde mafya, kabadayı rolüyle karşımıza çıkanlar, Yabancı Damat dizisinde yabancı kültürün ön plana çıkması, gençler ve öğrencileri kötü bir özentiye sürüklüyor. Bu programlar dışarıdan desteklenmektedir.  

Bu programların olumsuz örnekleri çoktur. Mesela geçtiğimiz yıllarda Kurtlar Vadisindeki oyunculara özenen bir lise öğrencisi arkadaşını babasının tabancası ile vurdu haberi gündeme damgasını vurdu. Televizyon kültürü şiddeti artırmaktadır. Bu programlar anayasanın

20. Md.  “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.” Gereğince suç teşkil etmektedir. Bu programlar gençliğin şöhret batağına sürüklenerek kötü yollara düşmesine neden olmaktadır.

        Günümüzde şöhretin kapılarını açmak, odanın kapısını açmaktan daha kolay olsa gerek. Kameralar karşısında soyunmak, gazetelere boy boy pozlar vermek bir gecede şöhret olmaya yetiyor da artıyor bile. Üstüne üstelik bu kişilere toplum tarafından sanatçı diye hitap ediliyor. Bu kişiler bana göre ne oldum delisinden başka bir şey olamaz. Asıl sanatçı: Eserini alnının teriyle yoğuran ve hiçbir menfaat gözetmeyen kişidir. Bu şarkıcıların toplumun ahlaki ve dini kurallarına aykırı hareket etmelerine göz yumanlar, bu memleketin türbanlı vatandaşlarının eğitim hakkına müdahale eden kişilerden başkası değildir. Bu yaptığınız haksızlık değimi. Bu yapılanlar anayasanın 24. Md.”Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir. “ gereğince suç teşkil etmektedir.  

         NELER YAPMALIYIZ?

*Televizyon başında saatlerce bulunmamalıyız.

*Önümüze gelen her yayını seyretmek zorunda değiliz. Seçici ve geçici davranmalıyız.

*Televizyon seyretme konusunda kendimize sınır getirmeliyiz. (Özelliklede çocuklar için.)

*Sakıncalı görülen programları Medya Takip Merkezine (MTM)’ye bildirmeliyiz.

**Bu adam bunları yazıyor da kendisi hiç televizyon seyretmiyor mu? Diye bir soru akıllara gelebilir. Ben yaklaşık beş aydan beri televizyon izlemiyorum. İzlediğimde de seçici olmaya özen gösteriyorum.  

                       Saygıları mı sunarım….       

 


Yorumlar ( yok ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


1.21.2007 - ÖLÜM
Bulundugu yer: makalelerim

 

                       ÖLÜM

      İnsanı en çok etkileyen konulardan biri de ölüm konusudur. Ama üzerinde çok az ya da hiç düşünmediğimiz konu yine ölümdür. Nasıl aklımıza gelsin ki, dünya işlerine kendimizi öyle kaptırıyoruz, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Tabi geçen zamanın bizden neler çaldığını da anlamıyoruz. Geçen her dakikanın her saniyenin bizi ölüme biraz daha yaklaştırdığını biliyor muydunuz?

İnsanın sağlığı iyiyken pek aklına gelmez ölüm. Gelmesini de istemez zaten. Hastalığın ani gelmesiyle ölümde aniden gelebilir. Siz hiç sesiz ve sakin bir ortamda kendinizi ölüm düşüncesine verdiniz mi? Aklınızdan hiç bir saat, bir günüm daha geride kaldı belki de yarın son günüm düşüncesi geldiği oldu mu? Olmadıysa da düşünmek için hala geç sayılmış olmaz. Topluca tatilden dönen bir aile trafik kazasında hayatını kaybedebiliyor. Düne kadar koşup oynadığın, kızdığında bağırdığın kardeşinin yaşamadığını öğreniyorsun. Başından adeta kaynar sular boşanıyor. Birden ölemez ölmemeli diye mırıldanıyorsun.

         Feryat, figan,

         Ama nafile,

         Giden gitmiştir bir kere,

         Dövünsen de dönmez geriye. 

İsterseniz bir birini deli gibi seven iki kişiyi ele alalım.

      Ölüm bile ayıramaz bizi derdin

      Sensizce çekip giderken

      Bir haber bile vermedin.

    Bütün canlılar hayata ölmek için gelmez mi zaten. Gece uyumamız bir ölüm sabah uyanmamız bir diriliş değil mi? Sonbaharda sararıp solan her yaprak ölüm döşeğinde yatan hasta, baharda yeşeren, filizlenen her bitki dünyaya gözlerini açan bir çocuktur. Ve toprağa bir tohum düşer(insan cenazesi)bir Müddet toprakta bekler(kıyamete kadar). Adeta baharı bekliyordur. O an bir haşir müjdesi iner yeryüzüne, bulut ile yağmur ulaşır imdada. O şuursuz, bilinçsiz tohum(ölü), yeniden doğmuş gibi açar gözlerini hayata. Sanki baharın geldiğini müjdeler kuşlara, arılara. Bunda: İbretle bakmasını bilenler için bir ibret yok mu? Ölüm yok oluştur diyenlere sesleniyorum: Gördünüz mü yüce yaratıcı ölüleri nasıl diriltiyor. Bunca mahlûkatı dirilten Allah(CC)eşrefi mahlûkat olan insanı diriltmesin mi? 

   Kendi nefsime hitaben yazdığım şiiri siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

       Dünyaya neden gelir insan

       Sadece yemek içmekten ibaretsen

       Dört ayaklılar senden daha insan.

   "İnsanlar uykudadır öldükleri zaman dirilirler."

      HZ.MUHAMMET(S.A.V.)

                   Saygılarımı ve selamlarımı sunarım

       Allah'a emanet olunuz........  


Yorumlar ( yok ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı


1.1.2007 - NERDE O ESKİ BAYRAMLAR....
Bulundugu yer: makalelerim

 

Bayramınızı İçtentikle Kutlar, 

Mutluluklar Dilerim...

         

NERDE O ESKİ  BAYRAMLAR....

      Nerde o eski bayramlar şeklindeki iç geçirmelere çoğu kez şahit olmuşuzdur. Acaba eskiyen bayram mı, zaman mı? Bu kadar eskiye özlem duymamıza neden olan nedir acaba? Eskiyen bana göre insanların düşünceleri, birbirlerine olan güvenleridir. İnsanlar gün geçtikçe birbirlerinden kopuyorlar ve üç günlük dünya için birbirlerini kırıyorlar. Ve bu kopmalar yıl geçtikçe artmalara neden olmaktadır. İşte bu yüzden her geçen yıl, her geçen bayram iyice kötüye gitmemize sebep oluyor. Böylelikle eskiye özlem duymamıza neden oluyor. Bayramlar niye vardır?  Et yemek, şeker yemek için mi, ya da tatil yapmak için mi yoksa bir birimizle kaynaşıp, karışmamız için mi var? İnsanlar aynı katta senelerce oturuyor ve aynı merdiveni paylaşıyorlar bırakalım konuşup dost olmayı selam vermekten bile acizler. Türk Milleti böyle bir millet miydi? Hani bizim örflerimiz, adetlerimiz, misafir perverliğimiz, dostluğumuz nerde kaldı? Eskiden değerlerimize ve birbirimize bağlıydık. Böylece eski bayramların bir önemi ve güzelliği vardı? Modern ve medeni bir toplum haline geldik güya ve insanlık değerlerimizi satılığa çıkardık. Şimdi iletişim cep telefonu, bilgisayar ile sağlanıyor. Gideceğimiz yere özel otomobilimiz ile 2 dakikalık ziyaretlerimizi yapıyoruz, konuşup, tanışmaktan kaçıyoruz. Bütün bu teknoloji insanlığa adanmış mükemmel bir hizmettir. Bu hizmet bizi birbirimizden koparmamalı bilakis bizi bir birbirimize yaklaştırmalıdır. Saatlerce televizyon, bilgisayar karşısında öldürdüğümüz zamanın sadece iki saatini dostlarımızla muhabbet ederek geçirsek ne kaybederiz. Gerçi eskiyen zamanla birlikte muhabbetlerimizde eskidi. İki kişi bir araya gel dimi ya maçtan ya da dizi filmlerinden bahseder. Sanki bşka konuşacak konu kalmamış.         

_Ahmet akşam ki maç kaç kaç biter?

Ali:

_3–2 biter.

_ Olur, mu len hiç 3_2 biter mi?

    Bizi biz yapan değerlere tekrar sahip çıkmayı öğrendiğimiz zaman yine inşallah eski bayramlara kavuşacağızdır. Allah yine eski bayramları bize tekrar yaşatmayı nasip etsin inşallah…

 GÜYA HAYVAN HAKLARIYMIŞ?

     Her yıl Kurban Bayramı yaklaştı mı kendilerinin hayvan sever olduğunu iddi eden kişiler ortalığı karıştırmak için ellerinden gelen kepazelikleri sergiliyorlar. Ama bu bayram diğer yıllarda ki bayramlardan biraz farklı oldu. Çünkü: bu yıl bayram yılbaşı ile aynı zamana dek geldi ve de iyi oldu. Her yıl bas bas bas bağıran hayvan sever geçinen sosyete ve aydın geçinenler bu yıl nerde kaldı. Yoksa sesleri mi kısıldı. Yılbaşı gecesinde Hıristiyan geleneğini yaşatmak için milyonlarca hindiyi katledenler, zevkleri uğruna milyarları verip kürk giyen sosyete, boğazda balık, İskender yerlerken hayvan hakları nedense hiç akıllarına gelmiyor. İnsan haklarına bile gereken önemin verilmediği bir memlekette kalkıp ta hayvan haklarından bahsetmek kadar saçma bir şey olamaz. Bu memlekette evine götürecek kuru ekmek, yakacak odun bulamayan insanlar varken, hanımefendiler, beyefendiler evlerinde kedi, köpek besliyorlar. Bununla da kalmıyorlar bir ailenin 2 yıl geçineceği parayı ayda neydi belirsiz İtal köpek mamalarına saçıyorlar. Hani nerde kaldı insan hakları.

   Biz hayvan sever geçinenlerden daha hayvan severiz. İnsan sevdiğini sevdikleri uğrunda kurban edebiliyorsa gerçekten seviyordur.

                         

       Bu gün Müslümanların günü                     

       Hz İsmail’in düğünü

       Bırakalım dünü günü

       Yaşayalım bu günü…

                      

       Bu bayram şeker, baklava günü değil

       Hele et günü hiç değil

       Gamı, kederi bırakalım

       Yaşayalım bu günü…           

                                                       

                        

       TÜM İSLAM ÂLEMİNİN KURBAN BAYRAMINI KUTLARIM. HAYIRLARA VESİLE OLMASINI CENABI ALLAHTAN NİYAZ EDERİM.


Yorumlar ( yok ) :: Yorum Yaz! :: Baglantı






  • Arşiv

  • Profilim

  • Rss


  • patrocinado por: <a href="http://www.wikizapping.com">videos</a> <a href="http://www.wikifotos.es">fotos</a> <a href="http://www.planetanuncios.com/es/ categorias/lst/35/motor">coches</a>



  • <%Category%>




  • Şeytandan Mektup;

  • ŞUUR

  • GÜLÜMSE

  • NE KADARDA SABIRLISIN YA RABBİ

  • SİZ HİÇ HAYALLERİNİZDEN SIFIR ALDINIZ MI?






  • şiir
    sevgililer günü
    cumanız mubarek olsun
    insan sevince
    merhaba
    ALLAH AŞKIYLA DOLU HAYIRLI MUTLU HUZURLU GÜNLER DİLERİM
    adın bir emanet dilimde
    selamun aleyküm
    sevgililer günü
    s.a



  • Site Sorusu
    Sizce bizim sitemiz tanınır olurmu




    Şu Andaki Durum

    BEYŞEHİR


    TV'de Bugün
    to




    1 sayfadan 1 . sayfa
    geri |
    Yeni Sayfa 4 <


    CHAT SAYFAYA SEVİYELİ SOHBET İÇİN KONMUŞTUR.GEYİK MUHABBETİ İÇİN DEĞİL.......

    BEYŞEHİR ANLATILMAZ; YAŞANIR...