BANA ÖLÜMÜ HATIRLATIYOR...

Dağlarda açan türlü çiçek
Üzerine konan kelebek ve böcek
Yağan yağmur, çakan şimşek
Bana ölümü hatırlatıyor...

***
Minareden yükselen seda
Taşlıkta yıkanan mevta
Başlar dik ,omuzlar safta
Bana ölümü hatırlatıyor...

***
Mekkedeki hacılar
Hepsi de Rabbime duacılar
Sanki mahşeri kalabalıklar
Bana ölümü hatırlatıyor...
***
Oğlan cazda, kız barda
Anne pavyonda, baba kumarda
Çağdaşlıkmış bunun adı da
Bana ölümü hatırlatıyor...

***
Para, mal, şöhret
Hepside bir gün bitecek
Nedir? Hayat sermayesinde birikecek
Bana ölümü hatırlatıyor...
***
Düzenli şu mükemmel kainat
Sabah kalk, akşam yat
Binbir düşünce, telaş kat kat
Bana ölümü hatırlatıyor...

***
Öten bülbüllerin nidası
Sanki Mevlamın kula çağrısı
Güllerin kokusu, kuşların cıvıltısı
Bana ölümü hatırlatıyor....

***
Karanlık gelip çattımı
İtler pusuya yattımı
Gözyaşı, kan, vahşet arttımı
Bana ölümü hatırlatıyor...
***
Kimi aç, kimi açık, kimi rahat
Bu mu? Dünyadaki adalet, hak
Ağlanacak haline gülerek, yerlere yat
Bana ölümü hatırlatıyor...

***
Yıllarca derin uykuya dalan sefil müslüman
Sabah oldu, artık uyan
Sana ne anlatıyor rehberin Kuran
Bana ölümü hatırlatıyor...
***
Bırak şair Mustafa, bu hayali hayat
Dışarda eğlence ve abuhayat
İnsanoğlu yaşıyor, ne kadar da rahat
Bana ölümü hatırlatıyor...
MUSTAFA YÜNLÜ
05.17.2007
|
Müminleri cami'e, namaza davet için,
Belirli bir usul ve işaret yoktu ilkin.
(Essalatü Cami'a!) yalnız deniliyordu.
Bunu duyan müminler, namaza geliyordu.
Peygamber Efendimiz, Eshabıyla bu kere,
Bu hususu görüşüp, eyledi istişare.
Kimisi (Çan çalalım) dedi ise de, fakat,
Kabul buyurmadılar bunu Fahr-i kainat.
Buyurdu: (Hıristiyan adetidir bu yalnız.
Hiç münasip değildir onlar gibi yapmamız.)
Kimi (Boru çalalım) diye teklif ettiler.
Buyurdu ki: (Onu da, çalıyor yahudiler.)
Kimi (Ateş yakma)yı Resul'e teklif etti.
Buyurdu ki: (Ateş de, mecusiler adeti.)
Bir kaçına, rüyada öğretildi bu ezan.
Arz ettiler, beğenip kabul etti o zaman.
Bilal-i Habeşi’yi çağırıp huzuruna,
Ezan okumasını, vazife verdi ona.
Var idi ki çok gür ve pek tesirli bir sesi,
Ezana başlayınca, ağlatırdı herkesi.
Resulullah mescitte, eşine rastlanmayan,
Sohbet buyururlardı Eshaba çoğu zaman.
Rabbinin bahşettiği feyz-ü bereketleri,
Eshabının kalbine akıtırdı ekseri.
Bu sohbet şerefine nail olunca onlar,
Yüksek derecelere, bir anda kavuştular.
Sohbet bereketiyle, cümle Eshab-ı güzin,
Canlarını verdiler, Resul-i zişan için.
Öyle çok sevdiler ki hem de birbirlerini,
Canından fazla sevdi birisi diğerini.
Öyle olmuşlardı ki onlar bu muhabbette,
Methetti Hak teâlâ onları çok âyette.
Resul’ün huzurunda, dikkat ederlerdi hep.
Hiç hareket etmeden, dururlardı pür edep.
Kuşlar, ağaç zannedip, konardı üstlerine.
Onlarda kımıldama olmazdı asla yine.
Peygamberlerden sonra, böylece hepsi onlar,
Mahlukatın efdali, en üstünü oldular.
Hepsinin derecesi, oldu yüksek ve a’la.
Meth-ü sena eyledi onları Hak teâlâ.
Mealen buyurdu ki: (İlk iman edenlerden,
Muhacir ve Ensar'ın önce gelenlerinden,
Ve bu yoldakilerden razıdır cenab-ı Hak.
Onlar dahi Allah'tan razıdırlar muhakkak.
Cennetler hazırladı Allah bu kimselere.
Yarın huzur içinde, girerler bu yerlere.
Bu Cennetler altından, nehirler akmaktadır.
Bunlar, o Cennetlerde sonsuz kalacaklardır.)
Baglantı